Dünya küçücük diyenlere inanın. Geçen günlerde arkadaşımla merkeze indik büyük bir keyifle dolaşıyoruz ve pat diye karşıma ölse bir yudum su vermeyeceğim bir adam çıktı: Ke-Mal!
Kimdir bu Ke-Mal?
Geçen yaz bir otelde garsonluk yapıyordum ve bir bölümdeki pastanenin sorumlusuydum. Bu mal da pastanenin yanındaki barın sorumlusuydu, yani aynı kafenin iki bölümünün iki sorumlusuyduk, bende misafir olmazsa ona yardıma giderdim ama hiçbir şekilde bana karışma hakkı yoktu. Bir gün misafir azaldı ve bara yardıma geçtim. Salak altında çalışan komiymişim gibi bana emirler yağdırıyor göreceksiniz! Neştersiz takımları sil, Neştersiz boşları baskete yerleştir, Neştersiz girsin sana! Gün delirdim ve kaptana şikayet ettim bunu. Daha sonraki günlerde de devam edince toplam üç şikayet yedi ben tarafından. Bir gün herkes büfeye çıktı bu mal ve ben kaldık bizim orada, ben barın içindeyim o serviste. Elektrikli çakmağımı çıkardım cebimden “Ke-Mal bu çakmak çalışmıyor sanırım tamir edebilir misin?” dedim. Erkek ya bir şeyi yapamaz ya kız bir gururla alır ya elinden kavanoz kapağı açar gibi aldı eline çakmağı çakmasıyla havada elips çizecek şekilde fırlatması bir oldu. “Bu neyin intikamı?” dedi gülerek “Sen anlarsın,” diye göz kırptım. Ertesi gün çıkışı verildi, sebebi ise benim şikayetlerim.
Bir daha asla onunla karşılaşacağımı düşünmezken sen birden çık karşıma ben kal göt gibi ortada! “Nasılsın Neştersiz, uzun zaman oldu,” dedi. “Ya öyle oldu Ke-Mal, sen nasılsın?” dedim. Ayaküstü sohbete başladı. Ulan bırak gideyim dimi! Ama nerdeeee! Birkaç dakika sohbetten sonra hızlıca oradan uzaklaştım ve yeni bir karar aldım: Karşılaşma ihtimalin olmasa bile bir insana yüzüne bakamayacağın derecede davranma. Ama şunu da biliyorum yine olsa yine yaparım. Niye mi? Çünkü Neştersiz Cerrah olmak bunu gerektirir!










